 Türkiye ekonomisi, son çeyrekte gözlenen % 6.2 oranındaki küçülmeye rağmen, 2008 yılında % 1.1 oranında büyüdü. Yılın son çeyreğindeki %8.4oranındaki daralma ile küresel krizin şiddetini en fazla hisseden ülkeler arasında, ilk sırada yer alan Tayvan’ın arkasından, Türkiye en kötü büyüme performansına sahip ikinci ülke oldu.
Böylece 27 çeyrektir kesintisiz büyüyen Türkiye ekonomisi, daralma sürecine hızlı bir giriş yaptı ve 2009 yılı için % 4 olan büyüme tahmini de, yeni durum muvacehesinde, % -3.6 şeklinde revize edildi. Ekonomideki daralmayla birlikte, piyasalardaki bozulma, hemen hemen her alanda kendisini hissettirdi.
2007 yılında hızlı bir şekilde daralma eğilimine giren ve çeyrek dönemler itibariyle sırasıyla % 12.7, % 7.3, % 3.9, % 0.3 oranlarında büyüyen ve yıl genelinde büyüme performansı % 5.7 seviyesinde kalan inşaat sektörü, 2008 yılında da sürekli olarak derinleşen daralma eğilimini korudu ve çeyrek dönemler itibariyle sırasıyla, % -3.1, % -5, % -8.5, % - 13.4, yıl genelinde ise, % -7.6 oranında küçüldü. Buna karşılık, imalat sanayi son çeyrekte gözlenen % 10.8 oranındaki kesin daralmaya rağmen, 2008 yılının tamamında % 0.8 oranında büyümeyi başardı.
2008 yılının son çeyreğinde, iç piyasada talebin son derece ciddi bir biçimde daraldığını gösteren bu durum yanında, kriz nedeniyle uluslar arası piyasalardaki daralmanın da derinleşmesi nedeniyle, 2008 yılının yaz aylarında aylık 1.85 milyon ton seviyesine kadar yükselmiş bulunan demir çelik ürünleri ihracatımız, Ekim ayında 929,000 ton ile en düşük seviyesine geriledi.
Ocak ayından itibaren artış eğilimi içerisine giren ihracatımız, Ocak, Şubat ve Mart aylarında sırasıyla 1.2, 1.5 ve 1.64 milyon ton seviyelerine yükseldi. 2009 yılının ilk çeyreğinde, miktar bazında ihracatımız % 12.7 oranında artışla 3.86 milyon tondan, 4.35 milyon tona yükselirken, geçen yılın aynı dönemine kıyasla fiyatların daha düşük olması nedeniyle, değer bazında ihracatımız % 22.5 oranında düşüşle, 2.65 milyar dolardan, 2.05 milyar dolara geriledi.
Üretimde de global piyasalara paralel gelişmeler gözlendi. İhraç piyasalarındaki talep daralması yanında, iç piyasada da talebin hızla durma noktasına gelmesi nedeniyle, yaz aylarında ortalama 2.5 milyon ton seviyesinde bulunan sektörümüzün aylık ham çelik üretimi, yılın son çeyreğinde 1.75 milyon ton seviyesine kadar düştü.
Şubat ayında ise, 1.7 milyon ton ile en düşük seviyesini gördü. Türkiye’nin ham çelik üretiminin, son çeyrekteki keskin daralmanın ardından, 2009 yılının ilk çeyreğinde istikrar kazanmaya başladığı gözlendi. Buna rağmen, yılın ilk çeyreğinde, üretimimizdeki daralma, % 20.6 seviyesinde gerçekleşti.
2008 yılının tamamında dünyanın en büyük 11. çelik üreticisi konumunda bulunan Türk çelik sektörü, yılın son çeyreğinde diğer büyük çelik üreticisi ülkelerde daha keskin üretim düşüşleri yaşanması nedeniyle, Aralık ayından itibaren aylık bazdaki üretim rakamları itibariyle, dünyanın en büyük 9. üreticisi konumunu elde etti ve bu başarısını 2009 yılının ilk çeyreğinde de sürdürdü.
Benzer şekilde fiyatlardaki keskin düşüş sebebiyle, ihraç gelirlerindeki azalmaya rağmen, gerek miktar yönünden ihracatta sağlanan % 12.7’lik artış ve gerekse ithalattaki %43.6 oranındaki keskin düşüş sayesinde, 2008 yılının ilk çeyreğindeki çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranı, % 88 seviyesinden, % 146 seviyesine ulaştı.
Başka bir ifade ile çelik sektörümüz, krizle birlikte içerisine girdiği sıkıntılı durumu önce dengeleme, sonra da kademeli bir şekilde iyileştirme yolunda mesafe kat etmeye başladı.
Yılın ilk çeyreğinde % 63 gibi olağanüstü ölçüde gerilemiş bulunan çelik tüketiminin, ikinci çeyrekte alınan tedbirler sonrasında sınırlı da olsa, canlanma eğilimine girmesi, yılın ikinci yarısına ilişkin umutları arttırdı.
Bugün geldiğimiz noktada krizden asgari kayıpla çıkılabilmesi için, bir taraftan yurtiçi tüketimi arttırmaya yönelik tedbirler sürdürülürken, diğer taraftan sektörün uluslar arası piyasalardaki rekabet gücünün arttırılmasını teminen, girdi maliyetlerini düşürmeye yönelik önlemlerin daha fazla geciktirilmeksizin alınmasına ihtiyaç duyuluyor. Zamanında alınmayan tedbirlerin, çözüme katkısının yetersiz kalacağı hususunun göz ardı edilmemesi gerekiyor.
|